hepimizin yaşadığı; ama unuttuğu bir bilgi: "Dünyanın neresinde olursa olsun bir bebek yürümeyi öğrenene dek ortalama 200 kez düşer." (İlham verici bu yazı internetten alınmıştır.)
başarı üzerine pek çok kitap okudum, film izledim, iş yerinin düzenlediği eğitimlere gittim. hiçbiri bünyemde bu cümlenin yarattığı etkiyi yaratmadı. Hayatımı düşünüyorum, sanırım yürümeyi öğrenmek dışında; yapmaya karar verdiğim hiçbir eylemi 200 kere başarısız olmaya sabredecek kadar denemedim.
Bir bebek yürümeyi öğrenirken çevresindeki insanlar ne yapar? Bebeğe var güçleriyle destek olur, o yere her düştüğünde coşkuyla kaldırır, hoppidi hoppidi tekrar denemesi için teşvik eder. Fiziksel bir engeli yoksa hiçbir bebek yürümeye çalışmaktan vazgeçmez ve istisnasız hepsi de başarır.
Doğduğunda oturmayı bile beceremeyen bir canlının iki ayağının üzerinde dengeli şekilde yürümeye başlaması, üniversite sınavını kazanmaktan veya iş yerinde terfi almaktan daha zor bir eylemdir. Üstelik, düşmek başarısızlık hissinin yanısıra fiziksel olarak da can acıtan bir şey. Şu an 20 kere poponun üstüne düş kalk desem 4.'te denemeyi bırakırsın. Bizler bir kez aşk acısı yaşayınca bile tekrar sevmeye tövbe edebilen insanlarız. Ya bebekler de bıraksa ve bir şekilde yürüyemeyeceklerine inansa? Çoğu şeyde buna inandırmıyor muyuz kendimizi?
bizim çevremiz çocukluk aşamasına geçtikten sonra yapmaya karar verdiğimiz eylemlerde bizleri ne kadar destekler? Bebekken yürümeye teşvik ettikleri kadar destekleselerdi o eylemlerin sonucu ne olurdu?
Bazen sırf vazgeçmen için henüz karar aşamasında bile insanlar olumsuz konuşmaz mı? En basiti "her gün spor yapacağım" dersin, "işten geç geliyorsun, soğuk havada üşenirsin ıdı bıdı" bir ton olumsuz cümle sarf eden çıkabilir. Bazen sadece bakışları bile yeter... aileniz de başarısızlıkla sonuçlanmış hiçbir eyleminiz için size yürüme evresinde gösterdiği sabrı göstermez.
Bizler büyüdükçe daha en başından çok iyi bildiğimiz "başarının sırlarını" unutmuş oluruz. Tekrar öğrenebilmek için debelenir dururuz. Dünyadaki milyonlarca insan da asla tekrar öğrenemeden ölür gider ve kapasitesinin çok çok altında işler, hobiler yapmış olur...
Ailelerin ve çevremizdeki herkesin, yürüme konusunda bizi bu denli teşvik etmelerinin en büyük sebebi; kendilerinin de o yoldan geçip başarmış olmaları ve denerse bebeğin de başarabileceğini bilmeleridir belki. Bu yüzden canla başla elinden tutarak yürütmeye çalışırlar. Hayattaki diğer kararlarda ise bu tür tecrübeleri olmadığı için iki başarısızlıkta "galiba olmayacak bırak istersen" şüphesiyle yaklaşırlar. Karar verdikten sonra çevreye kulak asmadan 200 kez yılmadan ve aynı azimle denersek sonuca kendimiz bile şaşırıp büyük bir keşif yaşamış oluruz.
Belki de çok istediğimiz bir şeyden vazgeçmeden önce sormak gerek: "200 kez denedim mi?"